19 Mayıs 2015 Salı

BU SABAH DOĞAN GÜNEŞ
            Yıl 1918.
            Birinci Dünya Savaşı bitmiş, Dünya  harabeye dönmüş, Osmanlı İmparatorluğu bu savaştan yenik çıkmış, topraklarının büyük bölümünü kaybetmiş, askerleri yok denecek kadar azalmıştır.
           Ülkemiz zifiri bir karanlığın içine gömülmüştü.
           Mondros Ateşkes  Antlaşmasıyla İmparatorluk parçalanmaya başlamış, padişah canı ve malının kaygısına düşmüş… Düşman gemileri rahatça boğazı geçerek başkent İstanbul’u işgal etmişti. Genç komutan Mustafa Kemal bu duruma karşı  koyarak emrindeki askerleri teslim etmemek için direniyordu. Bu tutum hükümeti çok kızdırmış, Mustafa Kemal’in emrindeki ordular dağıtılmıştı.
         Düşman gemileri teker teker boğaza girmekteydi. Halk çaresizlik içinde karanlığın denizinde boğuluyordu.
         Bir yürek, vatan sevdasıyla yanan bir yürek ; “GELDİKLERİ GİBİ GİDERLER!” diye gürlemişti. Bu ses  küçücük bir ışık sızıntısıydı o zamanlar karanlığın perdesini aralayan…  Mustafa Kemal’in sesiydi bu ses,  karanlığın denizinde boğulan, dağlanan yüreklere  su serpen…
         Karanlıklar içinden, karanlıkları getirirken ülkemize düşman gemiler, bir gemi yol aldı 16 Mayıs 1919 sabahı İstanbul’dan Samsun’a doğru. İçinde inanç vardı, umut vardı, ışık vardı o geminin. İçinde; “Karanlıkları dağıtıp ışığa kavuşacağız !” diyen bir ses vardı, çare vardı… İçinde MUSTAFA KEMAL vardı o geminin.
         Bandırma Vapuru’ ydu adı… Harap, çökük gibi görünmesine karşın çare yüklüydü. Karadeniz’in hırçın dalgalarını yara yara yol aldı ağır yükü, köhne haliyle.
         Varmalıydı Anadolu’ya tez elden. Kurtuluşa ulaşılmalıydı. Çıkmalıydı karanlıklar aydınlığa bir an önce.
          Esir olmak ne demekti? Tatmamalı, bilmemeliydik; özgürlüktü karakterimiz, hep özgür kalmalıydık.
         Ama çaresizdik.. İstanbul Hükümeti  gözden çıkarmış, çoktan unutmuştu halkını. Çare kimdi, çare nerde idi, bilmezdik o zaman. O çare ki adı tarihe yazılı şimdi, Karadeniz’de yol alıyordu.
           Yol uzun, yol karanlık, dalgalar zorlu,Karadeniz hırçın, yük çoook ağır. Bir memleketin umudu yüklü.
           Yol aldıkça gemi ufuk ağarmaya başlıyor, ışığı, umudu görüyordu gemidekiler, ışığı, umudu yansıtıyordu. Kıyıda bekleşenler umudu, ışığı görüyordu gemide. Gemi kıyıya yaklaştıkça yürekler hızla atmaya, kurtuluş heyecanı sarmaya başladı herkesi.
           Bir ışık yayıldı birden, Samsun kıyılarından Anadolu’ya doğru. Güneş doğmuştu. 19 Mayıs sabahı; MUSTAFA KEMAL doğmuştu.
            Bu gün 19 Mayıs , Mayısın 19’u. Cumhuriyetimiz  92 yaşında, sonsuza dek sürecek. Özgürlüğümüz de öyle. Bizi güneşiyle aydınlatan  kurtuluşa götüren bu bayramı, TÜRKİYE CUMHURİYETİ’ni emanet ettiği biz gençlere adayan MUSTAFA KEMAL’imizi  unutmadık, hiç  unutmayacağız.
            MUSTAFA KEMAL’le Atamızla beraber, TÜRKİYE CUMHURİYETİ doğmuştu 19 Mayıs 1919 sabahı. Doğum günün kutlu olsun Atatürk’üm, doğum günümüz kutlu olsun!
            19  Mayıs Atatürk’ü Anma  Gençlik ve  Spor Bayramımız kutlu olsun!...
                                                                                                                  
                                                                                                          19 .05.2015

                                                                                                     GÜNAY UZUNER

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder