27 Ağustos 2011 Cumartesi

“YURTTA SULH, CİHANDA SULH”

30 Ağustos’ a birkaç gün kaldı. Çifte bayram yaşanacak o gün.  Türkiye Cumhuriyet’inin kuruluşuna giden zorlu yolun sonu zaferle sonuçlanmıştı. Ondandır kutladığımız zaferi, adına da Zafer Bayramı dediğimiz.

İslam Aleminin Kutsal Ramazan Bayramı, namı diğer Şeker Bayramı da kutlanacak ayı gün Türkiye'de.
Ülke toprakları yabancı istilasından kurtarılıp, gelişme, ilerleme için yeni adımlar atılmaya başlandığı dönemlerde “Ben savaşın ne kadar acımasız olduğunu bilirim;  bunun için barış içinde yaşamamız kaçınılmazdır” diyen Atatürk, yurt içinde ve dışında barış içinde yaşam ilkesini benimsemiştir. Barış şiarı olmuştur başlıktaki sözü de, öyle bilip, öyle bellemişizdir.

Büyük taarruzun seksendokuzuncu yıldönümünü kutlarken ülkem için bir barış ortamından bahsetmek ne kadar doğrudur; jetler yurdumun insanlarını ve komşu toprakları bombalarken? Topraklarımız kanla, gözyaşıyla sulanırken.
“Aşını komşunla paylaş” şiarıyla taa Afrika ülkelerine sözüm ona aş paylaşırken iktidar vicdan rahatlatıp, bombayı da komşunla paylaş edimiyle sivilleri ,hem kendi insanımızı, hem de komşularımızı bombalıyor.

Barışı sağlamak adına askerlerimiz, kah Libya’da, kah Irak’ta, kah, Bosna’da, Kore’de, Suriye’de, kah da kendi ülkemizde...
Dünya insanları kaynaşık yaşayıp birbiri ile akraba olmuşken, kendi canlarımızı, kardeşlerimizi ötekileştirerek rahatlıkla canına nasıl kıyıyoruz. Nasıl kıyıyoruz gün yüzü görmemiş sabilere anasının karnında, nasıl?

Tüm aylardan daha kutsaldır dediğimiz Ramazan ayında, ibadetin insana iç huzur verdiğini savuna savuna canlara nasıl kıyıyoruz, nasıl?

Yurtta savaş var bugün. Meclis tatilde, heronlar  kendi topraklarımıza yağdırıyor bombalarını. Tatilde olan bir meclisin adına hangi güçtür ki savaş kararı alabiliyor, tek başına?

“Bir sizden, bir bizden” diyerek ölü istatistiği tutuyoruz her gün. Ölü sayan başka bir ülke var mıdır ki dünyada?  Onlardan dediğimiz kimlerdir? Hiç birimizin hiç bir şeyi olmazlar mı bu onlar? Hiç kimse tanımaz mı, görmemiş midir, onları? Onlar kimdir ki?

“Sizin hiç oğlunuz öldü mü?”

“ Siz hiç anne oldunuz mu?”

"Oğlum !" diye bayrağınıza sarıldınız mı siz?

Ya oğlunuzun ölüsünü görmezden, tanımazdan geldiniz mi hiç?

"Yeterki bir mezarı olsun yavrumun, neredeyse bulunsun" diye dileğiniz oldu mu , gözleriniz uzaklara dalıp dalıp kaldı mı, kapılardan çeviremediniz mi başlarınızı hiç?

Yüreğiniz evlat acısıyla dağlandı mı hiç?

“Şu ana kutsal, bu ana değil” diye kim ayrıştırabilir, analık ölçeği kimin yüreğinin terazisindedir ki?

Kutsal Ramazan ayındayız, barış kardeşlik, huzur adına ibadet ediyoruz.
Yüreği dağlanan yüzlerce ana. Bir kısmı feryat figan ağlar, bir kısmı gözyaşlarını içine hapseder. Birimizin ölüsü kutsaldır, şehittir çünkü; Birimiz sessiz ağlarız oğlumuz terörist addedilmiştir.Birimizin cenazesi yurdun dörtbir yanında ritüellerle kaldırılır, diğerimizinkinin nerde olduğu belirsiz.
Savaş, savaş  hep anaları ağlatır.

Ya çocuklar?

Beri yakada çocuklar, top ile, tank ile, tüfek ile askercilik oynar ötekilere hınç bileyerek, büyüyünce öç almak için. Öte yakada çocuklar kalaşnikoflar elinde pusuda beklemekteler. Oysa çifte bayram geliyor. Bir elinde
 " Özgürüz!" diye coşkuyla salladıkları bayraklar; diğer ellerinde arkadaşlarıyla komşulardan toplanılan şeker torbaları olmalı değil mi ki?


Eskiden kurşun askerleri vardı iki yaka çocuklarının. Düşman ise hep aynıydı. Kovboy filmlerinin kızılderilileri idi düşman. Hırsız –polis oyunu oynanırdı, bir de.  İyi polisler kötü hırsızların peşindeydi hep. Kızılderililer sevimli dostlarımız şimdi. İyi polis çocuklar da büyüdü, polis oldu bir çoğu. Kötü hırsızın kim olduğu belirsiz.

Yaşam oyundan ibaret değil.Şimdinin çocukları oyun içinde gerçeği yaşıyor, gerçekle birlik oyun oynuyorlar. Yakında bayram var.
Şeker ve oyuncak dağıtacak çocuklara gecekondu semtlerinden birinde, savaş startını veren tek kişi,şeker yiyip askercilik oynasınlar diye.Ülkemin ötelerinde bir yerlerde başları gökyüzüne çevrili çocuklar, "Şeker yağıyor!" diye bakıp kalacaklar bombalara öylece...
Çocuklar askercilik oynuyor. Şeker yerine kurşun yiyor birileri .Meclis Tatilde...

Bizler, ülkesinde savaş olan bizler, dünyaya barışı götürdüğümüzü sanan, yüzümüze kondurduğumuz sahte gülücüklerle dolaşan bizler, seçtiğimiz vekillerin bizi temsil ettiğine, seçimden hemen sonra çok çalışıp yorulduklarından tatile çıktıklarına , onlar adına karar verebilirliğine inandığımız dünyaya ve yurdumuza barış ortamı sağlamaya muktedir  güçlü bir liderimiz (?)  olduğuna  inanan bizler ,her iki bayramı beklerken, gerçekleri görmezden, bilmezden gelip mutlu mutlu dolaşıyoruz.
Otuz Ağustos yaklaşıyor. İki bayramı birden bekliyoruz. Ne mutlu bize ki Yurtta ve dünyada barışı sağlamışız(!) Bütün çocuklar şeker de yiyebilecekler(!)

Yurdumda çifte bayram olacak yakında, iki yakanın analarının yüreği dağlanıyor bir yandan.

Beyaz yaşmaklı analar "Barış da barış, illa barış" derdinde. Bu kutsal ayda, inançlarını boşverip ak yaşmaklarını,başlarından çıkartarak barış adına bayrak yapacaklar analar, aynı bayrak altında yaşayan evlatlar can kardeşler, kan kardeşler vurulmasın diye.

Meclis tatilini bitirip, Ekim’de açılacakmış...

Dilerim Ekim ayı, gerçek barışın ekildiği bir ay olur da barış yurtta da, dünyada da boy verir; yüzümüze kondurduğumuz sahte gülücüklerin yerini gerçekleri alır, dünya güllük gülistanlık olur. Analar güler, çocuklar şeker de yiyebilirler...

27.08.2011         
Günay  UZUNER     




3 yorum:

  1. Sn Uzuner Günay
    Savaşlar içimizi dağlayıp, tüketse de yüreğimizdeki karşı koyacak gücü hep diri tutmalıyız.
    Bakan Günay yine bir keresinde demişti ki;"Yurta sulh, dünyada sulh ilkesi hep kağıt üzerinde kalmıştı; şimdi bu ilkeyi gerçeğe dönüştürmeyi başardık bile"
    Benim de sorasım geldi hemen bu jetler nereye,niçin gidiyor; bu ölüler nereden niçin geliyor?
    Kaleminiz kılıçtan güçlü olsun!

    YanıtlaSil
  2. Son günlerdeki ülkemizin durumu kaygı verici. Bir çok can canından olmuş canımızdan vurulmuşuz. Bizi yönetenlerin görevleri savaşa son vermek, halkı kaos ortamından kurtarmak olmalıyken,oy yüzdelerinin üzerinden nemalanarak halkı halka düşman eder söylemlerden başka fiiliyat sergilememekteler. Bizler asırlardır kardeşçe yaşadık, kardeşçe yaşayacağız.
    Kübra

    YanıtlaSil
  3. Bu gün en büyük bayramımızdı, kutlayamadık...Bir bayram daha yaklaşıyor, bu günden yalaşan bayrama kadar sayılı günler var. An içinde neler olur neler barış neden olmasın? Hayriye Çolak

    YanıtlaSil